Onder Yuce Where the weird happens

24Şub/102

Birbirinden beslenen Amerikan ekonomisi

Abd'de karayolu agi genis ve orumcek agi gibi kompleks oldugundan eger arabaniz varsa arabanizda illaki bir gps aleti tasimak Islam'in 5 sartindan biridir.O yuzden evin yakinindaki Radioshack adli elektronik alet edavat tedarikcisi ve saticisinin yolunu tuttum.Etrafimda herkes tomtom adli firmanin gps ini kullandigindan bende tomtomu tercih ettim.Klasik suru mantigina uydum tabi.Halbuki daha ucuz bi gps aleti vardi nerdeyse ayni ozelliklere sahip.Ama eger bi urun hakkinda hicbirsey bilmiyorsaniz ve nette arastirdiktan sonra nerdeyse birbirinin aynisi ozelliklere sahipse alacaginiz alet cevrenizdekiler ne kullaniyosa o olsun.Bunun ister psikolojik ister bilimsel yonleri olabilir tartisabiliriz ama simdiki bahsetcegim konu bu degil. Evet urunu sectim begendim ve kasada hanim kizimizin depodan urunu getirmesini beklemeye koyuldum tabi benimle birlikte gelen amerikan kulturu ile buyumus kuzenim hemen etrafa saldirmaya basladi abi su indirime girmis alalim mi , abi i home lar 30 dolara inmis alsana vs diye. Halbuki indirime giren i home degil i home gorunumlu hoparlorler idi.Onune I pod Touch koyarak hoparlorlu alete i home havasi katarak sazan avlama pesindeler.

Neyse dilinde piercing , burnunda hizmali , agzini yayarak konusan sarisin muhtemelen obezite standartlarinda amerikan kizimiz elinde benim gps aleti diger elinde ise 3 tane urun getirdi. Masaya biraktigi urunler arasinda benim tomtom markali gps cihazi ile birlikte deri gps cihazi kutusu, gps cihazinin ekraninin cizilmesini onleyen ince naylondan ekran koruyucu ve gps cihazi icin belkide hic kullanmayacagim sacma sapan soket takimi getirdi.Oncelikle garanti satin alip almak istemedigimi sordu ben ise yanninda standart olarak vermiyolarsa ustune para verip almak istemedigimi soyledim ilk taarruzu basariyla atlattim.Amk madem urettigin urunu kalitesinden ve devamliligindan emin degilsin ne diye satiyosun bide utanmadan yaninda garanti satmaya calisiyosun.Iyi biz bosuna muhendislik okuyoruz valla orta kalite yap mali yaninda da garantisini sat muhendislik nerde kaldi o zaman?(kirilmalara karsi degil bu garanti sadece bozulmaya karsi)Sonra gps cihazinin yere dusurup kirilmamasi icin deri kutuyu isteyip istemedigimi sordu onuda basariyla savusturdum ama durum artik dayanilmaz hal almisti zira actim ve bir an once tomtomumu alip yagli , gobekli vucudumu yandaki subwaye atmak istiyordum.Sonrasinda ise gps cihazinin ekraninin cizilebilecegini ve yol tarifini goremeyebilme ihtimalimden dolayi koruyucu alip almak istemedigimi sordu iste o anda benim simsekler cakmaya basladi.Ulan gormeyi engelleyecek kadar gps cihazi bi kazaya maruz kalsa,  gps calisirmiki be gerizekali.Aslinda hararetli bi tartismaya girmeyi isterdim ama dedigim gibi hem actim hemde ne zaman boyle icimdeki siniri bosaltip agiz dalasina girmek istesem ingilizcede sacmalamaya basliyorum.Neyse sinirli olarak'' i just want to buy device '' diyerek kadinin bana kakalamaya calistigi soketlere sira gelmeden parayi odeyip dukkandan ciktik.Her ne kadar tezgahtar kiza sinirlensemde isin asli aslinda farkli ve baska boyutta.
Burda anlatmak istedigim Amerikan ekonomisinin cok odakli olarak birbirinden beslenmesi. Basit bir Gps cihazindan case logic adli sirket gps kilifi-kutusu satarak faydalanacak, adini bilmedigim bir baska firma ekran koruyucu satarak bu satistan kendine fayda saglicak, bir diger soket firmasida ayni sekilde..

Bir diger ornek ise hemen 10 dk sonra Subway'de yasandi.Basit bir chicken buffalo sandiwichine ranch sosu, mayonez, aci sosu, bbq sosu,ketcap,aci ketcap,hardal , amerikan peyniri, prevelone, cheddar chese ve diger adini bilmedigim yiginla sos ve peynir cesidi var ve cogu fix olarak menulere konuyor. Basit bir sandvic satisindan bile bir cok sektor ozellikle amerikan peynir ureticileri(bir baska yazi dizisi olabilir. ingilizlerle girdikleri cheddar cheese -white cheese mucadelesi) kazaniyor.

Nba maclarinda etrafta istemediginiz kadar sos, pecete gibi aldiginiz urunu tamamlayan urunler bol olarak bulunmakta.ister ihtiyaciniz olsun ister olmasin.Yani  washington dc'deki nba takimi washington wizards maclarindaki nachos satisindan Kentucky'deki cheddar cheesee ureticiside , san fransisco da jalapeno ureticisi de kar yapiyor. Aman sizde benim gibi nachos u sade yemeyi sevenlerdenseniz gozunuz tezgahtarda olsun zira daha siz agzinizi acmadan nachosnun ustune erimis cheddar cheese, aci domates sosu, aninda basur yapan jalapeno biberlerinden boca edilmistir bile..

Amerika da bir sandvic bir hamburger bir pizza siparis ettiginizde genelde icinde ne olsun degil icinde ne olmamasini soylemeniz gerekmekte.Cunki bu ulkede is sektorleri birbirlerini kullanarak birbirinden besleniyor.Amerika da bir markete girdiginizde sade bir patates cipsi bulmak cok zor. Hepsi cheddar cheese, white cheese, jalapenolu bilmem neli cips. Basit katkisiz, sossuz sade patates cipsleri kucuk reyonlarda arada kalmis sekilde ve DIGER EKSTRA SOSLU, PEYNIRLI CIPSLERDEN DAHA PAHALI.Hollywood filmlerinde gordugumuz devasa boyuttaki dondurmalarda ayni sebebten oturu gokdelen gibidir.Cikolata sosu, vanilya tozu, seker tozu, m&m sekerli degisik degisik sekerler..sirf degisik turdeki seker ureticilerine de para kazandirmak icin.Nasi olsa maliyet ayni.

Sonuc olarak bu topraklarda eger bir urunu oldugu gibi almak istiyorsaniz ,o urun icine bircok sey katilmis urunden daha pahali...

15Nis/090

A 101

a 101
Daha önce kısaca bim'e değinmiştim. A 101 de yine bildiğimiz Zapsu familyasının sermayesi ile kurulmuş bir hard discount marketler zinciri. Yaptığım 2 ziyaretin altında göze çarpan detaylar şunlar.

İyi
-Meyve reyonu piyasaya göre aşırı ucuz ve taze.
-konserve ve bakliyat reyonu diğer marketlere göre daha hesaplı( 1 ytl civarı).
-Ferah market tasarımı.
-ürün çeşidi bolluğu.
-Bim de göremediğimiz tekel markalar.
-küçükyalı şubesindeki kasiyer daşş gibi.
Kötü
-Alkollü ürün yok
-Ürün etiketleri havalarda, görmek maharet istiyor.
-tek kasa var.
- dondurulmuş gıda reyonu göze batıyor , bir düzen yok, buz dolabı değiştirilmesi gerek.
-ismine ısınamadım, teyzelerin bime gidiyorum demesi, a101 e gidiyorum demesinden daha bombastik.

24Mar/090

Triz , nami diger Teoriya Resheniya Izobretatelskikh Zadatch

genrich
Okulu bitiriyorum hiç bir endüstri mühendisliği konusu bu kadar ilgimi çekmemişti.Tabi kalite, verimlilik bi yere kadar ilgimi çekmişti ta ki Halit Kasa trizden bahsedene kadar.

Triz bir çeşit yaratıcı problem çözme kuramı , mucidi ve geliştiricisi zamanında kominist baskıdan ve Stalin'den çok çekmiş Genrich Altshuller adındaki rus bilim adamı. Triz hakkında şimdilik bildiklerim bir yenilik, patent üzerine olduğu.Birbirine zıt terimleri kullanarak bir yenilik ortaya çıkarma gibi ilginç bir  endüstri mühendisliği disiplini. Genrich amcanın Triz konusu hakkında yazdığı bir kitap mevcut ;And Suddenly the Inventor Appeared: TRIZ, the Theory of Inventive Problem Solving..
Kitabın Türkçe çevirisi Dr. Bülent AKAT tarafından elma yayınlarından Ve Birden Mucit Ortaya Çıkıverdi: Triz , Yaratıcı problem çözme kuramı adı altında mevcut. Hemen kitapyurdu.comdan sipariş ettim. Kitap elime biraz önce geçti ve giriş yazısından daha ilk başta etkiledi Genrich Amca beni .

Kitap , 78 problem , bu problemlerin çözümü ,Yöntemler, Etkiler ve Püf noktalar diye 3 bölümden ibaret. Umarım kitabı okuduğumda trizin mantığını kavrarım.İlginç bulduğum problemleri ve çözümleri burda paylaşacağım.. Şimdi kitabın giriş yazısı ile sizi Genrich Amca ile başbaşa bırakıyorum.. Çok ilginç bir yazı.
---
Bölüm 1
Kuramın Başlangıcı

İmkansız
Hayatımda ilk kez bir mucitle karşılaşmam 2. Dünya Savaşı'ndan önceki döneme rastlar.Bakü'de yaşadığımız o yıllarda 4. sınıfa gidiyordum.Bir gün okuldan dönerken bozuk bir trafo cihazının yanında canları sıkkın bir şekilde sigara içmekte olan bir grup tamirci gördüm.Tamirciler yüksekteki tuğla platformunun üzerinde duran siyah renkli büyük trafoya bakıyorlardı.Bir metreden daha yüksekmiş gibi duran tuğla yapının üzerindeki trafo daha çok görkemli bir anıtı andırıyordu.Anlaşılan , insanlar bir vincin gelip bozuk trafoyu götürmesini ve yeni bir trafo monte etmesini bekliyordu.
Akşam ödevimi gaz lambası ışığında yaptım. O gece ve daha sonraki iki gece elektriksiz kaldık. O günlerde vinçler çok nadir bulunan değerli araçalrdı. Bu yüzden vinç bulmak öyle kolay bir şey değildi. İşlerini ne zaman bitireceklerini bilmeyen elektrikçiler bu durumdan yakınıyordu.
O güne kadar 11 numaralı dairede bir mucidin oturduğunu bilmiyordum.Kütüphanecilik yapan bu komşumuzun ertesi gün trafoyu platformdan aşağıya indireceğine dair söylentiler yayılmaya başlamıştı.Apartmanımızdaki her kiracının bir takma adı vardı. Bunlardan bazıları ''Kostya Amca'' veya ''Vlad Amca'' gibi oldukça saygı değer isimlerdi. , ancak kütüphanecinin adı sadece ''kütüphaneci'' idi.
Kütüphanecinin onca ağırlıktaki trafoyu nasıl indireceğini çok merak ettiğimden o gün son derse girmedim. Trafonun olduğu yere tam zamanında varmıştım. Arka bahçemizin girişinde içi buzlarla dolu bir at arabası vardı. İşçiler oradaki buzları bir bir arabadan alıp üzerine trafonun bulunduğu platformun yanına koyuyorlardı.
Öncelikle bir şeyi açıklamam gerekiyor. O zamanlar elektrikli buz dolaplarımız yoktu. İlkbahardan sonbahara kadar her gün bir at arabasu evlere mavimsi buz kalıpları getirirdi. Aileler buz kalıplarını satın alıp ahşap kutulara doldururlardı. Bazen de buzları sadece kovalara veya tencelere koyarlardı.
İşçiler buz kalıplarını trafoya taşırken kütüphaneci de kalıpları tek tek plarformun yanına diziyordu.Buzdan yapılan yeni yükselti tuğla temelin boyuna ulaştığında buzların üzerine tahta bir plaka yerleştiriyordu. Daha sonra işçiler demir çubuklar kullanarak trafoyu yavaşça tuğla platformundan buzun üzerine kaydırdı.
Ağırlığın etkisiyle buzlar gıcırdadı. Ancak buz kalıpları çok düzgün bir şekilde yerleştirildiği için, buzdan yapılan blokta herhangi bir çökme olmadı. Son olarak kütüphaneci buzların üzerini bir kumaş parçasıyla örttü.Hepimiz orada durmuş hayretle olan biteni izliyorduk.Kısa bir süre sonra erimekte olan buzların altında ufak bir su birikintisi oluşmaya başladı. İlk başta akan su miktarı fazla değildi. Ancak buzun erimesi sonucu akan sular kısa süre içinde daha da fazlalaştı.Çünki Bakü'de eylül güneşi yaz güneşi kadar güçlüdür.
Takma adı ''hazine'' olan sevimsiz ihtiyar( en büyük hazinelerin nerede gizlendiğini bildiğinden emin olan bu adamın tek sorunu vardı: O yerlere gidecek parası yoktu) da dahil olmak üzere bahçedeki herkes buzun gerçekten çok iyi bir fikir olduğunu söylüyordu. Micheal Amca( artık herkes kütüphaneciye adıyla hitap etmeye başlamıştı) portatif sandanlyesine oturmuş elindeki gazeteyi okuyordu. Ancak arada bir örtünün kenarını kaldırarak erimekte olan buza bakmayı da ihmal etmiyordu.
buz
Ertesi sabah hemen bahçeye koşmtum. Trafı çoktan yarı seviyeye kadar inmişt. Pazar günü olmasına rağmen işçiler hala oradaydı. Bez örtünün altından sular akmaya devam ediyordu. Çok şaşırmmıştım. Herkes gibi ben de buzun eriyen bir madde olduğunu biliyordum. Ama trafonun bir buz kalıbı üzerine kaydırılabileceği ve buzun erimesi sayesinde trafonun yere indirilebileceği kimsenin aklına gelmemişti. Nasıl olmuştu da bunu Micheal Amca dışında kimse düşünememişti?
Eskiden sadece nesneleri soğutmaya yarayan bir şey olarak görülen buz , yepyeni bir işlev kazanmış adeta bir vinç gibi kullanılabilen bir araç haline gelmişti. Belki de buzu bundan başka işler yapacak şekilde kullanmak mümkün olabilirdi. Bir anda hemen her şeyin asıl işlevinden başka amaçlar için de kullanılabileceğini düşünmeye başladım.
İşte o anda sihirli bir sözcüğün kesin olarak farkına varmıştım: Buluş yapmak. Micheal Amca'nın yaptığı işin kesinlikle bir buluş olduğu kanısındaydım.Bence o artık tam bir mucitti. Belki bir gün birileri çıkıp gazetede onun hakkında bir makale yazardı; hele de bir yolunu bulup yeni trafoyu yüksekteki tuğla platformun üzerine çıkarmayı başarabilse.
Pazartesi günü vinç geldi. Yeni trafo platformun üzerine yerleştirildikten sonra eski trafo götürüldü. Elektirikçiler yeni trafoyu monte ettikten sonra boyacılar marangozun yeniden yaptığı kabini bir güzel boyadılar.Yapılması gereken bütün işler nihayet tamamlanmıştı. Bu olay bana koşullar ne olursa olsun hatta en ''ümitsiz'' durumlarda bile bir probleme çözüm bulmanın her zaman mümkün olabileceğini öğretti. Her an bir şeyin icat edilebileceğini ve çok basit gibi görünen bir şeyden son derece şaşırtıcı ve harika sonuçlar ortaya çıkarabileceğini anlamıştım.
İlk patentimi aldığımda heniz 10. sınıftaydım. Daha sonra yaptığım başka buluşlar da oldu. Patent bürosunda çalıştığım günlerde başka mucitlerle tanışma olanağı buldum. Her geçen yıl yaratıcılık mekanizması konusuna daha fazla ilgi duyar oldum. Buluşlar nasıl yapılıyordu? Mucidin zihninden ne geçiyordu? Çözümler nasıl oluyor da bir anda ortaya çıkıveriyordu?
Siz de bir mucit olmak istermisiniz? Öyleyse aşağıdaki problemleri çözmeye çalışın.

---
İşte Triz , yani Теория Решения Изобретательских Задач yani Teoriya Resheniya Izobretatelskikh Zadatch yani The Theory of İnventive Problem Solving yani Yaratıcı Problem Çözme Kuramına böyle başlıyorum.Kitaptaki diğer ilginç problemleri buraya yazıp sizlerle paylaşacağım.

İn Triz We Trust

Yukardaki Genrich Amca'nın hikayesini okurken mutlaka fon müziği olarak şu şarkıyı dinleyin , küçük Genrich in Kominizm rejimi Rusya'sını hissedeceksiniz.

Blind Guardian- The Bard's Song

17Mar/092

Chinese Dream ve USB fetisizmi

usb

Sevgili abilerim , ablalarım şu yukarda görmüş olduğunuz 8 gb kapasiteli , çin malı sperm motifli USB bellek .Alın dursun ,ödevinizi, tezinizi, pornolarınızı, dosyalarınızı, mp3lerinizi saklayacağınız bu teknoloji harikası USB bellek sadece 3 dolar geel geel mala geel! çocuğun mahrum kalmasın geel !

Vapurda , trende illaki rastlamışızdır böyle satıcılara. İstanbulda en ünlü işporta satıcısı Bekir Abidir. Kadıköy-Eminönü arası vapurda çalışır.Genelde Lümpen zenginlere(anadoludan istanbula gelmiş eli 3-5 kuruş görmüş kodaman tipler) yönelik çakma Zippo satar genelde. Tanesi 5 kaada.Günlük cirosu ne kadardır sizce? Eminönünde giderken sohbet etme imkanım oldu değerli 5 dakikasını bana ayırdı mühendis olacağımı söyleyince.Laf aramızda okuldaki bi kaç hocamdan daha etkili şeyler söyledi o 5 dakikada.Cirosunuda başkasına söyletmeyeceğime yemin ettirdi , nazar değermiş. Sanmıyorum kesin bir stratejisi vardır ama size şunu söyleyim günlük ortalama 500 TL' nin üstünde.Müthiş pazarlamacı dehası var ağzı güzel laf yapıyor ortamını(pazarını) çok iyi seçiyor.
Her neyse yukardaki işportacı lafları ona ait değil.Ama gelecek yıllarda vapurda trende böyle bir işportacı görürsek şaşırmayalım çünki dünya bu yöne gidiyor Çin sayesinde.

Cebinize birileri 50.000 TL koysa bunu işletin deseler ne yaparsınız?Ben derim ki Çin'e gidin birbirinden albenili USB Bellek getirtin.Denklemi kuralım:
Şimdi www.alibaba.com verilerine dayanaraktan yukarda resimde gördüğünüz USB ve biraz sonra en alta galeriye ekleyeceğim usb belleklerin tanesi alibaba.com da belirtilenlere göre 3 $ civarı biz 3 $ olarak alalım. www.alibaba.com aracılığı ile getirdiğimizi düşünürsek minimum order yani minimum sipariş sayımız 300 adet.30 Çeşit getireceğimizi öngörelim 300x30 dan 9000 tane usb cepte , tanesi 3 $ dan 9000x3= 27.000 $ ettimi. Bunun 1.000 $ vergi, 1.000 $ da nakliyat ücreti olarak düşünürsek , 1.000 $ da kafadan ekleyelim hadi hesapta olmayan masraflar ettimi 30.000$. Türk lirası ile şimdiki kurdan(1 $= 1.8 tl) 30.000 x 1.8= 54.000 tl eder. Böylece 54.000/9.000=6 TL den usb nin tanesini(8 gb lık) 6 TL ya getirmiş oluruz. Koyacağım resimlerden usblerin albenili olduğunu , ve herkesin zevkine uygun olduğunu göreceksiniz en azından msn listemden gönderdiğim 20 kişiden 19 -18 civarı ayyy çok güzealll olsada yesek tarzı yorumlarda bulundu.Çok çeşitli zevklere sahip msn listem olduğunu varsayarsak(: venetten yaptığım pazar araştırmalarına göre 8 GB lık şekilli USB leri 20 TL den- hadi 15 TL diyelim -piyasaya göre rahat satılabilecek bir fiyat.9000 USB yi 1 yılda net üzerinden , kırtasiye pazarına vererek, yada diğer pazarlama yollarıyla rahat eritilebilecek bir stok. 9000x15=135.000 TL tamamını satarsak elde edilen ciro. Hadi 35.000 TL 'lik satış yapamadık ve o kadarlık mal elimizde kaldı ve ucuza dahi elden çıkartamadığımızı öngörürsek geriye 100.000 TL ciro kalıyor.Peki biz topu topu ne kadar maliyet hesaplamıştık? 54.000 TL. 100.000-54.000 farkı aradaki kar marjıdır sayın serayseverler. Yukardaki hesaplamalar tamamen en düşük kar durumuna göre hesaplanmış amatör hesaplamalardır.Sineğin yağını çıkartma mantıgı ile bu kar daha da yükselebilir tabi ekstrem durumlarda olayın ve 54.000 TL nizin götünüzde patlama ihtimali de yok değil.Ama risk her zaman riskdir.Aşağıda satılması düşünülen 30 cafcaflı usb bellek modellerinden sadece bazıları.Bakmak beleş..

9Mar/092

Lost 05×08

k
Allah herkese Sawyer bahtı versin. 5x08 in sonunda gözlüğü çıkarıp Kate'e ''bu dişlek için mi köpek oldum eskiden'' bakışı herşeyi özetler gibi ama bakalım ne olacak ben de Julieti tercih ederdim Sawyer'ın yerinde olsam, Kate Discovery Tv gibi kadın ne yapacağı hiç belli olmaz.Gerçi Sawyer'ın pek de seçim şansı yok gibi o 3 yılı bi şekilde geçirmek zorunda (: İron Maiden dan Jack için gelsin..

Etiketler: , 2 Yorumlar
8Mar/090

Ganguro

Şu dünya trendleri ilginç.Şimdi Japonya'da ganguro denilen bi akım başlamış.Japonca da kara surat anlamına geliyormuş.Beyaz tenli japon kızları solaryuma kapanıp kara marsık olana kadar esmerleşip ,saçı sarıya boyatıp , bir de onun üstüne cadde makyaşı yapınca oluyormuşsun ganguro . Neyse trenddir gelir geçer ama salgın gibi büyüyor efenim durduramıyoruz dünyanın 4 bir yanına salgın gibi yayılmışlar. Her yerde karşımıza çıkıyorlar hatta yurdum insanının resim karelerine bile giriyorlar metrekare başına düşen ganguro sayısı o kadar fazla.