A 101

Daha önce kısaca bim'e değinmiştim. A 101 de yine bildiğimiz Zapsu familyasının sermayesi ile kurulmuş bir hard discount marketler zinciri. Yaptığım 2 ziyaretin altında göze çarpan detaylar şunlar.
İyi
-Meyve reyonu piyasaya göre aşırı ucuz ve taze.
-konserve ve bakliyat reyonu diğer marketlere göre daha hesaplı( 1 ytl civarı).
-Ferah market tasarımı.
-ürün çeşidi bolluğu.
-Bim de göremediğimiz tekel markalar.
-küçükyalı şubesindeki kasiyer daşş gibi.
Kötü
-Alkollü ürün yok
-Ürün etiketleri havalarda, görmek maharet istiyor.
-tek kasa var.
- dondurulmuş gıda reyonu göze batıyor , bir düzen yok, buz dolabı değiştirilmesi gerek.
-ismine ısınamadım, teyzelerin bime gidiyorum demesi, a101 e gidiyorum demesinden daha bombastik.
Halil Pazarlama

Bir zamanlar Bizimkiler dizisi vardı. Türk televizyon tarihindeki ilk adam akıllı dizilerden(belkide birkaçından biri). Karakterler cuk oturmuş , konular gündelik olaylar üzerine gelişirdi. Şimdiki gibi kastırınç senaryo düzeninden uzakta, ilk izleyeni bile içine alan bir diziydi. Neyse dizide hastası olduğum iki karakter vardı biri Cemil karakteri , diğeri de Halil Pazarlama 'nın sahibi Halil bey. Bu adamın yaptığı çakallıklar, bakkalını ayakta tutabilmek için başvurduğu köylü kurnazlıkları ve ilginç ar-ge çalışmaları( halil pazarlama kapınızda anonsu ile dolaşan 3 tekerlekli triportör) ilgincime giderdi. Etrafında o kadar hazır yiyici varken( 2. karısı, eniştesi yengeç ve asalak 2 oğlu , damadı Cafer:) hepsini dize getirir , kendisini yemeye çalışmalarına rağmen ortak bir denge kurardı. Belki de hiç sevmediğim sokak bakkallarına sırfHalil Pazarlama sayesinde sempati ile bakarım.
Gelelim asıl konuya.İstanbul'da yaşayıp da okuldan, işten eve giderken akşama yenilecek birşeyler almak için kaçımız bakkallara gidiyor? ya Bim ya Carrefour ya da migros gibi marketlerden akşama yenecek şeyleri alıyoruz.Bakkaldan en fazla marketlerden almayı unuttuğumuz ekmek, ya da sigarayı alıyoruz. Burda hemen ''istanbulda üniversite okuyan kemalist öğrenci tavırlarına girip bakkallar bizim değerimiz, mahallelerimiz değerleri onları koruyalım, onlardan alışveriş yapalım'' saçmalığını önermeyeceğim. Çünki kimse parasını sokakta kazanmıyor ve markette taze olan ürünü bakkalda bayatlama ihtimalli olarak etiket fiyatından pahalıya almaz. Eskiden bakkallar tutuluyordu çünkü yatırımcı yoktu, markalarda illaki ürünlerini bakkalda pazarlıyorlardı falan filan. Bi sürü neden sayabiliriz ama konumuz bu değil. Olan oldu bundan sonra bakkalar nasıl kurtulur düşünmeliyiz. Fiyat olarak marketlerle yarışmaları imkansız, (nedenlerini az çok tahmin edersiniz tekrar sayıp kafa ütülemeye gerenk yok ) kalite olarak da yarışmaları bir hayli zor gözüküyor. Çünki bir ürünün markette raf süresi 2 gün ise bakkalda 1 haftaya kadar uzuyor. Yani bildiğimiz satış, pazarlama, kalite, ücretlendirme açısından marketlerle sidik yarıştırmaları imkansız peki ne yapabilirler marketlerden farklı olarak?

Öncelikle olayın hizmet ve Sunuş şeklini ele almalılar.Mesela ;
1-İnternet olanaklarını kullanmalılar. Nasıl mı ? Öncelikle dandik bir bilgisayarda olabilir ya da 400 liraya taksitli lap top dokunmaz ona satılıyor.çok basit bakkal amcamız hatmeyıl dan bir mail alır ve msn i yükledikten sonra mahalledeki öğrencilerin msn lerini ve diğer ailelerin msnlerini tek tek alır kaydeder listesine bakkala gelip giderlerken. Zaten öğrenci milleti üşengeçtir msn de Bakkal Mahmut Amcayı gördüğü anda ihtiyacı için markete gideceğine bakkaldan söyler , arada ikide muhabbet ederler işler nası dayı , şu ''karşı apartmandaki Bengü uğruyomu'' filan hesabı böylece öğrenci milletinin sempatisini kazanır marketlere nazaran. Karı Koca işte çalışan aileler de ifonundanmı artık evindeki netindenmi siparişi varsa zaman kaybetmeden siparişlerini verirler bakkala. Bu çalışan kesim bonkör olur bozuk parada bahşiş diye verirler sanki bakkal taş attı da kolu yoruldu. Böyle bir yöntemle fark yaratabilir marketlere nazaran. Olmadı bu sayede aldığı bilgisayar ve internet ile başka sektörleri tanır bakkalı kapatır en azından (:
2-Yine hizmet açısından bakkallar bu süpermarketlerde bulunan çek çek arabalardan 3-4 tane alıp kapıya koyabilirler.Bu çek çek arabalar yapılan araştırmalara göre insanda alışveriş yapma iştahını kapartıyormuş. Bu arabaları doldurmak isteyen tüketim manyağı mahalle sakinleri bakkal ın raflarını boşaltmayı kafaya koyabilirler (: olmadı aldıkları şeyler az olsa bile o arabalar ile evlerine poşetleri rahat rahat taşırlar. Amaç burda müşteriye değer verme vurgusunu yakalamak.Çünkü çoğu süpermarket çek çek arabaları dışarıya çıkarılmasına izin vermiyor yurt dışındaki gibi otopark kavramları olmadıkları için, olanlarda nüfuz cüzdanı istiyorlar.
3-Alkol satın!! evet illegal olsada dolap altı, merdiven altı alkol satın.Cem Yılmaz'ın 3 milyon ytl vergi verip Dogan holdingin 5 milyon ytl verdiği ülkede siz mi doğrucu davutsunuz?Ama abartmayın sadece Efes satın.Ayrıca alkol ,yanında başka şeyleri almayı tetikleyen bir içecektir. Cipsi var , kuruyemişi var, içen için sigarası var.. var oğlu var. Ama Efes satığınızı sadece öğrenciler bilsin.Hatta msn iletisine öğrencileri alkol tüketimini arttıracak şeyler yazın. Off Efes içiyorum hayat bana güzel diye (:
4-Yeni gelen ürünlerden msn üzerinden reklamını yapın. Mesela abla süper bi ezine peyniri geldi denemek istermisin , abla ekmek yeni sıcak fırından geldi yolliyimi diye. Artık Ev hanımlarının ve Seda Sayan izleyici profilininde internete ve özellikle msn 'e ilgisi artıyor. Çünki yıllarca tek zevkleri Seda Sayan olan bu kitle interneti keşfetti. Yemek tarifi için Emine S. Beder'i beklemiyor televizyona çıkması için nette yazıp buluyor. Yani size msn den sipariş vermesi ona çok orjinal gelecek ve bişey yapıyorum hissi kazandıracak.
Benim fikirlerim bunlar sizinkileride yorum kısmına bekliyorum..

Bana bu postayı atmamda ilham verici olan Halil Pazarlama sahibi Halil amcaya gerçek ismiyle Oktay Sözbir'e burdan ruhu şaad olsun diyorum.
Edit: O meşhur şarkısını dizideki sayko Sabri Bey'e yaptırmış ve parasını ödememiştir(: onun yerine çelik kapı hediye etmiştir.
Halil Pazarlama Kapınızda
söz : Sabri Bey & Ayla Hanım
müzik:Sabri Bey
Vokal:Sabri Bey & Ayla Hanım
müjde müjde
geldi işte
hanımlar geldi işte kapınızda
halil pazarlama
halil pazarlama
halil pazarlama
kapınızdaa..
Bim

Her ne kadar kemalistlerin hor gördüğü , burjuvanın ise burun kıvırdığı bim yani birleşik mağazalar orta direk için vazgeçilmez bir alışveriş madeni.Hiçbir yerde görmediğimiz markalar fiyat/kalite bakımından en uygun olarak Bim'de mevcut. Nedeni kendi pazarını yaratamayan firmaların aracısı olup onların ürünlerinin rafta sergilenmesini sağlamak. Mesela Bolu'nun bilmem ne köyündeki Mahmut emmi kendi markası ile süt/ ayran üretiyor ya da ne bilim serasına kültür mantarı ekiyor fakat pazarı yok ve eşe dosta satıyor bölük pörçük ya da kendi kasabasında hadi ilinde diyelim. İşte Bim burda devreye giriyor ve Mahmut Emminin ürünlerini alıyor ve İstanbul'da , Türkiye'nin 4 bir yanında ürünlerinin rafta sergilenip satılmasını sağlıyor.Tabi öncelikle Mahmut emminin kapasitesini düzenliyor ve talebe göre entegre tesisini kurdurtuyor yada varsa düzenliyor.Bir nevi Bim , Mahmut emminin markasının, ürününün pezevengi oluyor da diyebiliriz.Aynı döngü anadoludaki Kobinin de küçüğü olan işletmeler için de geçerli olabilir.Mesela Anadolunun herhangi bir şehrinde iyi ve kaliteli salça üreten fakat sabit, düzenli bir pazarı olmayan fabrikanın ürünlerini belli bir standarta oturtup kendi mağazalarında satabiliyor. Örnek olarak ilkler yağlı gevrek , dost süt ,kurabiyecizade kurabiyeleri, saban bakliyat. Kendi markası olarak ürettiği ürünler ise yoldaş ülker'in fabrikalarında üretildiğinden otomatikman daha ucuza mal oluyor.(tesis kurma maliyetleri ve ona bağlı olan maliyetler olmadığından). Gelelim müşteri profiline. Aslında tam bir profil çıkarmak için oturup istatistik hesapları ve gözlemler yapmak gerek 1 ay boyunca ama gözüme çarpan genelde öğrenciler , emekliler , ve istanbul için e5 in üstü ve orta direkler. Bu müşteri profillerini cezbeden diğer faktör ise Bim'de sürekli değişen ürünlerin raf süreleri ve ürün çeşidi. Çünki artık halk aynı markaları aynı ürünleri görmekten bıktı.(Algıda seçicilik ve parapsikoloji olayları). Bim'i takdir ettiğim diğer nokta ise porsiyonların azami düzeyde olması. Bence ilerde meyveyi de porsiyon olarak satacaklar aynen yurtdışındaki marketler gibi her şey tek tek. Ama yurtdışında gördüğüm bir örnek gibi olursa yandık.(Görüntüdeki 4 dilim kavun 3 yavro)
Son olarak bim de satilan muhtesem urunler e bir bakın ve çekinmeden Bim kalitesini yaşayın. Ayrıca burdan Bim yetkililerine alkol satmadıkları için teesüflerimi bildirir en yakın zamanda Yozgat yapımı Tekel Birasını mağaza raflarına taşımalarını öneririm.
